Fabrikatör iş adamı hastalanmış, ölüm döşeğinde… Doktorun biri geliyor, biri gidiyor. Fakat hepsi umutsuz… İlaçlar fayda etmiyor. Adamcağız her gün biraz daha eriyor! Doktorlar, “Allah’tan umut kesilmez ama ha bugün, ha yarın… Akıbet kaçınılmaz! Hazırlıklı olmak gerek!” diyorlar.
Çocukları, hasta iş adamının başucunda, cenazenin nasıl kaldırılacağını konuşuyorlar:
“On-on beş araba tutarız, yeter!” diyor biri.
Öteki itiraz ediyor:
“Yok canım, bence bir otobüs tutalım, herkes binsin. Fazla masrafa gerek yok, otomobillerden daha ucuza gelir!”
Üçüncüsü başka bir fikirde:
“Ne araba, ne otobüs… Bir kamyonet tutarız, tabutu arkaya koyar, şoförün yanına da biz otururuz!”
Bir diğeri itiraz ediyor:
“Bunlara hiç gerek yok! İsteyen mezarlığa kadar gelir!”
Hasta adam, birden yatağından doğruluyor:
“Ne zahmet çocuklar” diyor. “Verin şu pantolonla ceketi, ben giyinip mezarlığa kendim giderim!”



