Rubailer’in yazarı ÖMER HAYYAM, sıradan biri değildir.
O matematikçi, astrolog, felsefeci, şair, gezgin, toplum bilimci, tarihçi… çok yönlü bir bilge kişidir.
Kendisine ve insanlığa karşı duyarlı bir insandır.
Rubailer’i eleştirel bir anlam, taşlama olsa da, birçok yönetici ve insanlar tarafından insanlar tarafından her yüzyılda sevilerek, saygıyla okunmuş değerli bir edebi üründür.
“Saki, gökler, denizlerce doluyum
İçime sığmaz oldu coşkunluğum
Ak saçlarımla sarhoş ettin beni
Kış ortasında bahar bulutuyum”
X X X
“Gök yaban gülleri döküyor eteğinden
Bir çiçek yağmuruna döküldü sanki çimen
Gül şarap dolsun kadehimin lalesine
Mor buluttan yere düşerken yaseminler”
X X X
“Tanrı bize cennette vaat etti şarabı
Niçin haram etsin bu dünyada, akla sığar mı?
Bir sarhoş arap, devesini vurmuş Hamza’nın
Peygamber de yasak etmiş şarabı araba”
X X X
Dün gece usul boylu sevgilim ve ben
Bir kıyıda gün rengi şarap içerken
Sedefli bir kabuk açıldı karşımızda
Sabah müjdecisi çıkıverdi içinden”
Ömer HAYYAM’ın dörtlükleri(Rubailer), özgürlük, isyan, hoşgörü, sevgi, insana ve doğaya saygıyı taşır içinde.
Yüzlerce yıldır okunması, belleklere yazılması bundandır.
“Seher yeli eser yırtar eteğini gülün
Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
Sen şarap içmeye bak, çünkü nice gül yüzler
Kopup dallarından toprak almadalar her gün”
X X X
Gören göze güzel, çirkin hepsi bir
Aşıklara cennet, cehennem hepsi bir
Ermiş ha çul giymiş, ha atlas
Yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir…”