HER YERE YETİŞİLİR.
HİÇBİR YERE GEÇ KALINMAZ AMA
ÇOCUĞUM BENİ BAĞIŞLA
AHMET ABİ SEN DE BAĞIŞLA…
Ne yağmur yağıyor ne kar…
Her şeyi bozduk ya…
Derelerin o senfonisi, şırıl şırıl akması çoktandır kayboldu, gitti Ahmet abi. Senin bildiğin, kokladığın, sevip okşadığın elmalıklar, o dutluklar, o çeşit çeşit üzümün çağrısı, sebze ektiğin o güzelim bahçeler…Bir bir betona yenik düştüler… Ne o mayıs bayramlarının sevinci, ne o kiraz seyranının coşkusu kaldı…
Bu yok oluşun acısını, hüznünü yaşadın be Ahmet abi.
İnsan yaşadığı yere benzermiş Ahmet abi.
Sen öyle demiştin, dinlenirken ferik elmasının gölgesinde.
İNSAN YAŞADIĞI YERE BENZER.
O YERİN SUYUNA, TOPRAĞINA BENZER.
SUYUNDA YÜZEN BALIĞINA,
TOPRAĞINI İÇEN ÇİÇEĞE.
Biz öyle öğrendik atamızdan, anamızdan Ahmet abi.
Berekettir toprak.
Hep verendir.
Aç, muhtaç koymaz insanı.
Ellerin toprak kokuyor Ahmet abi.
Ellerin çatlak çatlak Ahmet abi.
Tıpkı babam gibi.
Sonra ne oldu Ahmet abi.
Her şeyi zehirledik.
Toprağı, suyu, havayı…
Öyle bir kimyasal ilaca boğduk ki, o mübarek toprağı, daha çok, daha çok, daha çok üretim diye… Ne ot bıraktık bir tutam, ne börtü böcek, canlı adına ne varsa öldürdük, yok ettik Ahmet abi.
Şimdi mi, devletin dilencisi olduk Ahmet abi.
X X X
ANISI İŞSİZLİKTİR.
ACISI BİLİNCİDİR.
BIÇAĞI GÖZYAŞLARIDIR
KURUMAKTA OLAN
GÜLEMİYORSUN YA
GÜLMEK
BİR HALK GÜLÜYORSA GÜLMEKTİR
Ah be Ahmet abi,
Şu insanlar ne kadar benziyorlar ülkeme…