Balıklar uyumaz derler ama uykumdan uyandığımda her zaman ki yerimde değildim. Akvaryumum sağa 20 yüzgeç, sola 45, yukarı 30 yüzgeçli içinde birkaç deniz kabuğu bir de plastik çiçek bulunan küçük bir su birikintisiydi.
Beni satın alıp evine getiren bukleli kahverengi saçlı, güzel kokulu, onları dinledikçe dişi olduğunu öğrendiğim büyük insan beni akvaryumuma bıraktığında iliklerime kadar üşümüştüm.
Akvaryumun dibindeki kumun üstünde öylece kalmış saatlerce yüzgeçlerimi oynatamamıştım. Dişi insan durmadan cama vurmuştu ben kıpırdamadıkça. Neyse ki suyun benim için soğuk olduğunu anlayıp akvaryum sobası almıştı bana. Hep aynı saatte, aynı yemeği parmaklarının arasında iyice ezip suya bırakırdı.
Tadını pek beğenmesem de yukarıdan kumun üstüne yavaşça süzülen yemlerle oyun oynar gibi hoplaya zıplaya beslenirdim. Cinsime verilen ad çöpçü balığı olabilirdi ama çöp yemem. Dedelerim amazondan geldiği için bol oksijeni, dipteki kumları karıştırıp içindeki kurtçukları yemeyi severim.
Dişi insan beni oğluna hediye almıştı. Hayvan sevgisi aşılamak içinmiş. Ama beni hiç sevmedi. Beni hiç beslemedi. İnsanın erkeği her gece yatarken çok ses yaptığı için akvaryumuma oksijen sağlayan düzeneği kapattığı için sabaha dek suyun üstünde asılı halde durur oksijenim azalmasın diye kıpırdamazdım. Bazı sabah düzeneği açmayı unutur dişi insanın gelmesini, yem verirken fark edip açmasını beklerdim.
Kendimi içinde bulduğum yeni akvaryumum eskisinden daha kötüydü. Buraya nasıl geldiğimi hatırlamıyordum. Yanımda duran daha önce erkek insanın su içerken elinde gördüğüm plastik şişeye baktım. O da bana bakıyordu. ‘Merhaba ' dedim bana yanıt vereceğini umarak ve korkuyla. ‘Seni daha önce görmedim' dedi. ‘Uyandığımda buradayım’ dedim.‘Ben 100 yıldır buradayım' dedi.
Zaman kavramını henüz anlayamamıştım ama anladığım kadarıyla çok olmuştu bu akvaryuma geleli. ‘ Burası deniz ' dedi.
Etrafıma baktım. Plastik şişeler, cam şişeler, araba lastikleri, naylon ipler, kumaş parçaları, metal parçaları daha neler neler... Burası nasıl deniz olabilirdi ki. Akvaryumumun karşısında ki duvarda görmüştüm. Masmavi rengi, bembeyaz köpükleri, arada suların içinden hoplayan balıkları olmalıydı denizin.
Burada çöp vardı sadece. ‘Ben ÇÖPÇÜ BALIĞI olduğum için mi beni buraya attılar ' dedim. Yüzgeçlerimi oynatamıyordum artık. Her yerimi ağ gibi saran yapışkan şeyden kurtulmaya çalışıyordum. Ne kadar debelen semde daha çok dolandım ağımsı şeye.

Balıklar çöp yemez.
Plastik şişeler denizde 400 yıl sürüklenebilir.
Deterjan atıkları 400 yıl denizde olup denizi temizlemez.
Denizlerimiz dünyanın dörtte üçünü kaplayıp, meteorolojik olayları yönetip, insanları besleyip bu kadar ihmal edilmeyi hak etmiyor.
Balık şanssa eğer, tüm evlere şans diliyorum.
F.K.