DEVLETLERİMİZİ NASIL YIKTIK ?
16 büyük devlet kurmakla övünürüz. Ancak, bunları nasıl yıktığımızı tartışmıyoruz. Tartışmadığımız için de, elimizdekinin benzer kaderi paylaştığını göremiyoruz.
Kurduğumuz devletler üç aşamalı şekilde varlığını sürdürmüş ve sonlanmış. Kuruluş ve gelişme. Durağanlık. Gerileme ve Yıkılma.
Kuruluş ve gelişme aşaması.
Türkler ilginç bir millet, devlet kuruyor. Türklerin yönetimde egemen olduğu dönemde, devletlerimiz hızlı bir gelişme sürecine giriyor. Büyüyor ve İmparatorluğa dönüşüyor.
Durgunluk ve gerileme aşaması.
İmparatorluğa dönüşen devlette., DEVŞİRMELER öne geçiyor. Devşirmeler dönemi başlıyor. Devşirmelerin ilk işi Türkleri yönetimden uzaklaştırmak oluyor. İmparatorluğun Türk kimliğine dayalı tüm değerlerini yok ediyorlar. Bunların başında lisan geliyor.
1. Kubilay Han (ölüm tarihi 1294) ile Çin'de Türkçe devlet lisanı olarak kullanılıyordu. Türklerin sayısı az olduğu için, Çinli Devşirmeler ile devlet yönetilmeye başlandı. Başlangıçta iyi sonuçlar alındı. Ancak, bürokratik yapıda devşirmeler egemen olunca, Çin'deki Türk hakimiyeti de sonlandı.
2. En açık şekilde, devşirmelerin nasıl egemen olup devleti ele geçirdikleri YENİ DELHİ TÜRK DEVLETİNDE görülür. 1206 yılında Aybeg Hanın Hindistanda kurduğu Sultanlık, tarihte TÜRK adıyla kurulan ikinci devlettir. Devşirmeler, devleti ele geçirdiler. Önce, devletin ismindeki Türk kelimesini kaldırdılar. Devletin adı, Delhi Sultanlığına dönüştü. Türkler arasında itirazlar başlayınca, Devşirmeler devleti İslam Paydasında yaşatmaya çalıştılar.
Türkler garip bir millet. Din-iman denildi mi sesi kesiliyor. Madem İslam paydasında bir aradayız diyerek, Delhi Sultanlığına biat ettiler. Devşirmeler bununla da yetinmedi, Türklerin izlerini dahi devletten sildiler. Kendilerini Peygamber soylu (SEYYİDİ) diye tanımlayıp, Seyyidiler dönemini başlattılar. Ortada ne Türk kaldı ne de Türk devleti.
3. Benzer durum Selçuklular için de geçerlidir. Selçuklu, İranı taklit edercesine bir yapılanmaya girdi. Selçuklu sultanları, kendilerini Şah olarak tanımlıyor. Farsça devlet lisanı olarak kullanılıyordu.. Farsça bilmeyen, cahil sayılıyordu. Türkler giderek dışlanmaya başlandı. Dışlanan Türkler, isyan ettiler. İsyanı durdurmak için, Selçuklular, DEMİR DONLU diye tanımlanan Hristiyan Şovalyeleri kullandılar. O hale geldi ki, Selçuklunun son dönemlerinde Türk olmak, isyancı olmakla bir tutuluyordu.
Türkleri dışlamanın bedelini SELÇUKLU 1243 yılındaki, KÖSEDAĞ SAVAŞI ile ödedi. 100 bin kişilik Selçuklu Ordusu, 20 bin kişilik Moğol Ordusuna yenildi. Yenildi, çünkü Türkmen Beyleri, Selçuklunun kendilerine karşı negatif tutumu yüzünden, cepheyi bırakıp gittiler.
4. Osmanlı da, aynı kaderi paylaşmıştır.
Türklerin kurduğu Osmanlı Devletine devşirmeler egemen olmuş. Türkler dışlanmış. Türk olmak aşağılanmış. Cephelerde ön sıralara sürülerek bilinçli olarak katledilmiş ve yıkılma sürecine girilmiştir. Osmanlı'nın son dönemlerine bakınız.
Bakanların tamamına yakını Ermeni, Yahudi ve Rum devşirmelerden oluşuyor. Osmanlının İngiltere Elçisi Türkçe bilmiyor. Genel Kurmay Başkanı Liman Von Sanders adındaki Alman.
Sonuç ortada. Osmanlı Türkleri dışlamanın bedelini yıkılma ile ödüyor.
5. Cumhuriyete gelelim. Başlangıca bakınız. Çok hızlı bir gelişme süreci göreceksiniz. Düşünsenize, 1936 yılında Türkler, uçağı uçuruyorlar. İhraç ediyorlar. Danimarka'da, 1936 model Türk uçağı müzede sergileniyor. Aradan 85 yıl geçmiş, Türkiye uçak yapmaya çalışıyor. Nedeni devşirmeler.
Ulu Önder Atatürk öldükten sonra, devşirmeler tekrar uyanıyor. Uyanıyor, Çünkü imparatorluktan geldiğimiz için, içimizde yaşıyorlardı. Kendilerini Türk gibi gösterdiler. Giderek devlete yerleştiler. Nepotizm, yeleşmelerini kolaylaştırdı. Şimdi başımız dertte. Zira, Türk kelimesinden rahatsızlıklarını saklamıyorlar. Türk lisanı ile dertleri var.
Tarih tekerrür ediyor.
Dr. Ekonomist Şinasi Kara