Son yıllarda sağlık ve hastane söz konusu olduğunda ülke olarak oldukça başarılı bir dönemi geride bırakırken bu konuda özellikle salgın öncesi yapımı devam eden hastanelerimize dönük çok yoğun bir eleştiri dönemi yaşandığını da hatırlamamız gerekiyor. Özellikle şehir hastaneleri ne yazık ki bu eleştirilerden en çok nasiplenen kurumlarımız olmuştu. Ve hatta 45 günde yapımı tamamlanan iki salgın hastanesi bile o çok zor dönemler içinde ne gereği vardı gibi ağır eleştirilerle karşılaşmıştı.
Ve günler geçtikçe, yoğun bakımlar dolmaya başladıkça işin öneminin fark edilmeye başladığını gördük. Sonuç da insan yaşamı söz konusuydu. Aşılar daha henüz bulunamamıştı ama kayıplarımızın azaltılmasında hastane sayılarımızın artışı ile beraber büyük özveri ile çalışan sağlık ordumuzun büyük başarılarını da gördük.
Ve bu gün aynen salgın konusunda dünyanın zorlandığı gibi bu günde benzer şekilde enerji konusunda dünyamız zor durumlara düşmüş durumda. Özellikle Ukrayna –Rusya savaşı dünya enerji piyasasını çok olumsuz yönde etkileyerek enerji kaynaklı yükselen enflasyon rakamlarını görüyoruz.
Hangi açıdan bakarsak bakalım elektrik, doğal gaz ve petrol ürünleri bu gün modern dünyanın en önemli, en büyük vazgeçilmez ihtiyaçları olarak görülüyor. Belki salgın öncesi hastaneler konusunda çok fark edemediğimiz gibi bu günde enerji üreteçleri konusunda yapılan her girişime ne gereği var gibi karşı duranlarımız oldu aramızda. Örneğin sondaj gemileri alındığında da eleştiriler vardı, 405 milyar metre küplük doğal gaz keşfi yapılınca da beceremeyiz gibi inanılmaz eleştirilere tanık olduk. Ve hatta doğal gaz için yer altı depoları yapılmaya başlandığında bile yakın çevremden alaycı tavırlarla karşılaştım ama bu gün baktığımızda bu konuda ne kadar doğru işler yapıldığını görüyoruz.
Hele hele hidro elektrik santrallerinin inşasında da çevre konuları öne sürülerek HES’ler için eleştiriler yapılıyordu. Bu arada elektrik üretimi derken Nükleer Santral konusunda da karşı çıkıldığına tanık olduk. 4800 Megavatlık Akkuyu elektrik santrali için hala eleştiriler yapılıyor bunu da söylemem gerekiyor. Bu arada rüzgar elektrik santralleri içinde son zamanlarda eleştiriler artıyor. 2000 Yılında sadece 19, 2006 yılında ise sadece 66 megavatlık elektrik üretebilen Türkiye bu günlerde 10 bin megavatın üzerine çıkarak RES üretiminde çok büyük bir mesafe alındığını görüyoruz. Ve bu gün elektrik üretimi olarak 100 bin megavat gücü aşmış isek ülke olarak büyük bir eşiği aşmış olduğumuzu düşünüyorum. Bu arada devreye alınan güneş enerjisi ve jeotermal tesislerimizle de elektrik üretiminde genel üretim oranında % 8 leri yakalayarak temiz enerji üretimin de % 52,5 a ulaşarak dünyada 12. , Avrupa’da ise 5. sıralara yükselmemiz zor da olsa bu iktidar tarafından başarılmış önemli kazanımlar olarak düşünüyorum.
Unutmayalım ki bu gün yükselen enerji fiyatları ile artan enflasyon rakamları sadece bizim gibi % 92 dışa bağımlı ülkeleri değil tüm dünya ülkelerinin gündeminde olan bir konu. Geçmiş yıllarda yıllık 50 milyar dolaylarında enerjiye para ödeyen Türkiye bu gün artan fiyatlarla dışarıya 90 milyar dolarlara varan faturalarla karşılaşmaktadır. Bu zor dönemin ne zaman, nasıl normale gelecek bu gün bunu çok da bilen yok dünyamızda.
Sonuç olarak ülkemizde yapılan her yeni işi değerlendirirken mutlaka iyi araştırarak tartışalım. Özellikle enerji konusunu bir beka sorunu olarak görmemiz gerekiyor artık. Gelecek nesillerimizin rahat yaşamasını istiyorsak eğer enerji konularında çok daha mantıklı, çabuk çözümler üretmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda rakamlar vererek kafanızı karıştırmak istemiyorum ama şu yaşanan yoğun kış şartlarında elektrik, doğalgaz ve benzin, mazot gibi çok kullanılan yaşamsal ihtiyaçlar konusunda yokluğa bağlı bir kesintinin olmaması noktasında yapılanların takdire değer bulunmasını düşünüyorum.