Bandırma’nın yetiştirdiği değerler
45 yıl aralıksız olarak Bandırma 17 Eylül Spor Kulübü’nün başkanlığını yapan ve “Ahbap İlhami” lakabıyla tanınan İlhami Özsöyke, uzun yıllar Bandırmaspor Kulübü yöneticiliğini de yürüttü.
1948 yılında kurulan 17 Eylül Spor Kulübü’nü yıllarca adeta tek başına taşıdı, Özsöyke.
Başkanlığını yürüttüğü 17 Eylül, 1. Amatör Lig’de bir kez, 2. Amatör Lig’de ise dört kez şampiyonluk sevincini yaşadı.
Yıllarca Balıkesir Amatör Lig Tertip Komiteleri’nde de görev üstlenen Özsöyke, şunları anlatıyor:
“Bandırma’nın eski amatör futbol takımlarından Altınmızrak’ta forma giydim. O yılların Bandırma’sında İdmanyurdu, Doğanspor ve Birlikspor takımları vardı. O dönemde amatör ligde şampiyon olan takım, Karacabey, Çanakkale ve Susurluk ilçelerinin şampiyonları ile karşılaşırdı. Bandırma’daki maçlar, daha sonra Atatürk İlkokulu olan yerde oynanırdı. Burası Bandırma’nın ilk futbol sahasıydı. Bu saha Yalıspor’dan kalmıştı. Bu sahadaki maçları kadınlar ve çocuklar da izlerdi o dönemde gençlerin, amatör takımlarda oynaması zordu. 50-60 yıl öncesinin, yaklaşık 15 bin nüfuslu Bandırma’sında, yedi mahallede futbol takımı vardı. Sahaların çevresine iki çizgi çekilirdi. Birisi, oyun alanını belirtir, diğeri de seyircinin, maçı izleyeceği yeri gösterirdi. Seyirci, bu çizgilerin dışına hiç taşmazdı. Sahalardaki genel düzeni ise genelde bir mahalle bekçisi sağlardı. Özellikle gençlere kucak açmak için 16 Eylül 1948’de, 17 Eylül Gençlik ve Spor Kulübü’nü kurduk. Forma renklerimizi, Brezilya Milli Takımı gibi yeşil-sarı yaptık. Yeşil; gençlik ve filizlenmeyi, sarı ise olgunlaşmayı temsil ediyordu. Önce kulüpte birçok kişinin başkanlık yapmasını sağladım. Sonra ise koltuğa ben oturarak, 45 yıl aralıksız görev yaptım. Kulübümüz, 1948-1993 yılları arasında yaşadı.”
FUTBOLUN ALFABESİNİ BİLİRİM
Özsöyke, “Futbolun alfabesini bilirim” değerlendirmesinin ardından, şunları aktarıyor:
“Yıllarca Balıkesir Futbol Tertip Komitelerinde çalıştım. Bandırmaspor Kulübü yönetim kurullarında yıllarca görev aldım. Futbolcu tarlası Cinçukuru stadının yok edilmesine üzülüyorum. Bandırmaspor’da öncelikle Bandırmalı çocuklarımızın forma giymesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü onlar, dışarıdan büyük paralarla transfer edilen oyunculardan farklıdır. Her zaman Bandırmalılarla yüz yüze yaşarlar. Dolayısıyla onlar için bordo-beyazlı takımımızın başarısı, dışarıdan gelenlerden çok daha önemlidir. Bandırmaspor’da görev yaptığım yıllarla ilgili çok özel bir anım şudur: O sezon, 2. Lig’den beş takım küme düşecekti. O sezon, Bandırmalı gençlerin büyük çabasıyla kümede kaldık. Bu futbolcular arasında Evrens, Muzaffer, Kenan, Nejat ve Turgay’ı sayabilirim.”