Caminin yanı başına bir meyhane açılınca, bundan rahatsız olan imam ne derse desin, ne yaparsa yapsın buna engel olamaz.
Başlar beddua etmeye:
“Allah cezanı versin! Meyhanen yansın, yıkılsın. Sen de cehennemde yan!”
Meyhaneci aldırmaz, işine devam eder ama imam da beddualarını sürdürür.
Derken olacak bu ya, bir yangın çıkar ve meyhane yanar, yıkılır, kül olur. Meyhanenin sahibi de soluğu mahkemede alır.
Hakim sorar:
“Şikâyetiniz nedir?”
Meyhaneci:
“Bu imam sebep oldu hâkim bey! Her gün beddua ede ede yangın çıkmasına neden oldu. Davacıyım. Tazminat talep ediyorum.”
Hâkim, imama döner:
“Siz ne dersiniz, bu iddiaya? Meyhaneci, meyhanesinin sizin beddualarınız nedeniyle yandığını, zarara uğradığını iddia ediyor. Tazminini istiyor.”
İmam:
“Olur mu hâkim bey, dua ile yangın mı çıkar? Nerde görülmüş böyle şey? Benim bir suçum yok” der.
Hâkim, davacının da davalının da yüzlerine teker teker bakar. Sonra arkasına yaslanır:
“Yaz kızım!” der, kâtibeye.
“İNANMAYAN, dua ile oldu diyor.”
“İNANAN, dua ile bir şey olmaz diyor.”
“Diyanet’ten bilirkişi raporu istenmesine…”