Memleketin birinde padişah demiş ki:
“Bütçede açık var. Gelenden, geçenden vergi alın!”
Salmış adamlarını, gelenden geçenden vergi alıyorlar.
Padişah, bakmış ki, kimseden ses çıkmıyor. “Vergileri ikiye katlayın” demiş. Bakmış, millet yine kuzu kuzu ödüyor. Bu kez, “Dörde katlayın” demiş. Yine kimse itiraz etmiyor, herkes ödüyor. Kimsenin ses çıkarmamasına padişahın canı sıkılmış. Bu kez, “Vergiyi 10’a katlayın. Bir de üstüne sopayla dövün” demiş. Uygulama başlamış. Hem 10 kat parayı alıyorlar hem veriyorlar sopayı! Kimseden gık çıkmıyor. Padişah delirecek. Bu kez, “20 katına çıkarın parayı, sopaları da kalınlaştırın” demiş. Ertesi sabah yine kimseden tık yok. 20 kat parayı ödüyor, sopayı da yiyorlar. Ne itiraz var, ne isyan! Padişah çıldıracak! İnanamıyor, halkın tepkisizliğine. Topluyor ahaliyi:
“Ey ahali! Sizlerden çok yüksek vergi alıyorum, üstüne üstüne dayak yiyorsunuz. Benim bile kanıma dokundu artık. Yok mu itirazı olan?”
Kalabalığın arasından bir kişi el kaldırır:
“Padişahım, sopa sırasında uzun kuyruklar oluyor. Çok bekliyoruz. Sopalı memur sayısını artırsanız olmaz mı?”
