Hangi açıdan bakar sak bakalım dün gece İspanyanın başkenti Madrit’de İsveç ve Finlandiye’nin Nato’ya kabulü hakkında düzenlenen çalışmada ortaya konulan mutabakatın Türkiye için son derece parlak bir diplomasi çalışması olduğunu düşünüyorum.
Özellikle terör konusunda yıllardır mücadele eden Türkiye için bu mutabakatın gelecekte adından çok söz ettirecek bir mutabakat olduğunu düşünüyorum. Nato genel sekreterinin de hazır bulunduğu dörtlü toplantıda alınan 9 maddelik yazılı garantinin Türkiye’nin isteği doğrultusunda alınması ile hem Sayın Cumhurbaşkanımızın dış politikadaki kabiliyeti hem de Türkiye’nin Nato’daki yerinin önemli ölçüde arttığını söyleyebilirim.
Daha da önemlisi ise ortaya konulan mutabakat ile bu güne kadar Türkiye’ye karşı terör faaliyetlerini görmezden gelen başta ABD olmak üzere diğer Avrupalı devletler içindeki bazı ülkelerin terör tartışmaları üzerine yeni ve de çok önemli bir dönemin başlayabileceğini düşünüyorum.
Meselenin sadece dış siyaseti değil iç siyasete de yansıyabileceğini düşünüyorum. Bu konuda özellikle muhalefet cephesinde bu güne kadar PYD ve YPG konusunda iktidarla ters düşen açıklamalarının artık bu mutabakat ile başka bir zemine taşınabileceğini ve hatta yaşanabilecek ciddi tartışmaların oluşabileceğini söylemek isterim.
Sonuç olarak İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya dahil edilmesi noktasında bir ön kabul olarak gördüğüm bir mutabakat zemini oluşmuş gözüküyor olsa da önümüzde dönem içinde bu mutabakata uygun adımların atılıp atılmayacağı noktasında Türkiye tarafından bir gözlem süresinin varlığı da unutulmama gerektiğini söylememiz gerekiyor.