Yazmak, benim için yemek yemek, dolaşmak, uyumak, kitap okumak gibi sıradan bir uğraş.
Ama zor bir uğraş…
X X X
Hele emekli olduktan, dünya işlerinden sıyrıldıktan sonra…Kitap dünyasının kıyısında gezerken, kitapların tam ortasına düşmek…Her kitap bana yazı dünyasında bir patika açtı. Yürü, yürüyebildiğin kadar…
Sonu belli olmayan bir düşünce harmanında savrul dur, boş başak gibi!
X X X
Okudukça, bilgi açlığın arttı. İyi bir kitapsever oldum.
Şimdi kitaplığımda bir araya getirmeye çalıştığım yüzlerce kitap…Uğraşıp duruyorum işte. Ama başucu kitaplarım var ki, hep göz atıp duruyorum. Ah, o Montaigne Denemeler’i…
X X X
Odam darmadağın…
Masum perişan…
Ortalık yazılmayı bekleyen yazı notlarıyla dolu.
Bilgisayarım parmaklarımın sırrını bekliyor. Nereden başlasam, ah, bir başlasam. Bilincim yazı başlıkları ile dolu…
Yazmazsam, ne yapacağımı bilemiyorum. Bilincimi boşaltmalıyım.
X X X
Okumak ve yazmak…
Başka işim yok.
Bir karış toprağım, bir dikili ağacım yok.
Kitaplarım ve ben.
Yazının kutsallığına yaşamımı sürdürüyorum işte!